Röportaj: Assist. Prof. Erdoğan Doğdu
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölüm başkanımız Assist. Prof. Erdoğan Doğdu ile bölümümüz 3. sınıf öğrencilerinden Seval Ünver ve Çiğdem Kılıç röportaj yaptılar. Röportaj esnasında sayın Erdoğan Doğdu, hem bilgisayar mühendisliği eğitimi hakkında, hem de TOBB ETÜ'de verilen eğitim hakkında güzel açıklamalar yaptı. Kendisine teşekkür eder, röportajımızı herkese saygıyla sunarız...
Öncelikle bölüm hakkında bilgi alabilir miyiz sizden?
Bölümümüz 2004 yılında eğitime başladı. Bu 5. yılımız. Geçen yıl ilk akademik mezunlarımızı verdik. Bu sene ikinci mezunları veriyoruz.
Siz ne zamandan beri buradasınız?
Ben 2004'den beri buradayım, açıldığından beri. Başta 3 öğretim görevlisi olarak başladık. Prof. Ali Yazıcı, Doçent Murat Erten ve ben, 3 kişi başlamıştık. Şu anda sayımız tabi daha çok. 9 doktoralı öğretim görevlimiz var.
Bölüm olarak her yıl 60 öğrenci alıyoruz. Yaklaşık yarısı burslu oluyor. Bu sene ilk defa doktora programımız başladı.Yüksek lisansa 4 yıldır devam ediyoruz. 50 civarında yüksek lisans ve doktora öğrencimiz var.
Bölümümüzden mezun olan öğrenciler okulumuzu yüksek lisans yapmak için tercih ediyorlar mı?
Evet, ediyorlar. Özellikle başarılı öğrenciler ve akademik kariyer yapmak isteyen öğrenciler bizim okulu tercih ediyorlar. Ya da piyasaya girmeden önce bilgilerini daha fazla artırmak isteyen öğrenciler yüksek lisans yapıyorlar. Sayısından tam emin değilim ama sanırım 5 öğrencimiz TOBB ETÜ'den mezun olup, burda yüksek lisansa başlamış durumda.
Peki siz ne önerirsiniz? Yüksek Lisans yapmamızı mı, yoksa hemen iş hayatına atılmamızı mı?
Her ikisi de düşünülebilir. Eğitim tarafında biz, endüstride işinize yarayacak her türlü eğitimi veremiyoruz. Piyasada daha çok bunlar sertifikalarla, özel bir konudaki eğitimlerle oluyor bunlar. Dolayısıyla içinden benim akademik dünya ile fazla bir işim olmayacak, tamamen endüstriyel tarafıyla ilgiliyim diyen öğrenciler doğrudan piyasaya atılmalılar bence. Bu daha önemli.
Siz neden akademik kariyer seçtiniz?
O zamanki şartlardan dolayı. Ben Hacettepe Üniversitesinden mezun olduğum zaman, yani 1987'de, yurtdışı yüksek lisansları popülerdi. O tarihte Milli Eğitim Bakanlığı, Tubitak ve YÖK burs veriyordu. Ben de sınavla burs kazandım ve yurtdışına gittim. Master ve doktoramı yaptıktan sonra 3-4 yıl Amerika'da proje yönetimi ve yazılım mühendisliği konusunda çalıştım. Fakat araştırmayı daha çok sevdiğim için tekrar akademik dünyaya döndüm.
Bölümdeki diğer hocalarla da konuştuğumda bana araştırmayı ve akademik kariyeri daha çok sevdiklerini söylüyorlar.
Evet, aslında her ikisini de tecrübe etmekte fayda var. Yani bunun içine girmeden bilemiyorsunuz. Akademik dünyayı tanıyorsunuz. Az çok derslerde araştırma yapıyorsunuz. Ama endüstriyi de görmeden buna karar vermemek lazım. Endüstri tecrübesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Artık akademik çalışmalar da endüstriden bağımsız yapılmamalı.
Ben bunu okulumuzdaki Ortak Eğitim programına bağlıyorum. Bu program sayesinde hem endüstriyi tanıyoruz, hem de eğitimimize devam ediyoruz. Siz bu program hakkında ne düşünüyorsunuz?
Biz bu programı benimsiyor ve seviyoruz. Yaptığımız anketlere bakarsak, öğrencilerimiz de böyle düşünüyorlar. Bu programın bizlere ve öğrencilere daha çok katkısı olacaktır. Endüstride kendilerini geliştirmek için iyi fırsatlar çıkaracağına inanıyorum. Ortak Eğitim Programı bir staj programından çok daha faydalı bir program. Ortak Eğitim 3,5 aylık bir dönem şeklinde oluyor. Tam bir dönem öğrenci, anlaşmalı firmalardan birinde gerçek çalışan gibi çalışıyor ve asgari ücretle maaş alıyor. İkinci, üçüncü ve dördüncü sınıdta bütün öğrencilerimiz bu programa katılmak zorundalar. Mezun olurken toplamda 1 yıllık bir iş tecrüberi olmuş oluyor. Bu program yılın 3.5 ayını kapsadığı için bizim üniversitemizde eğitim-öğretim dönemleri yılda 3 tanedir. Bunlar güz, bahar ve yaz dönemi olmak üzere gerçekleştirilir. Böyle bir sistem sizler için büyük bir şans. Üniversite olarak bu programı destekliyoruz.
Okulumuzdaki Türkçe eğitim konusunda ne düşünüyorsunuz?
Ana dilde eğitimin doğru olduğu kanaatindeyim. Maalesef Türkiye'de ilköğretim ve lisede alınan dil eğitimi yeterli değil. Eğer yeterli olsaydı ve bütün öğrenciler üniversiteye bu konuda hazır gelselerdi, o zaman iki dilde eğitim yapılabilirdi. Yine de yabancı dilin bırakılmaması gerekiyor. Sonuçta bizimki gibi mühendislik alanlarında, teknik alanlarda ve teknolojik konularda ingilizce ağırlıkta. Bu yüzden dil eğitimi önemli.Fakat eğitim anadilde yapılabilir, biz bunu tercih ediyoruz. Çok iyi bir ingilizce eğitim veriyoruz, aynı zamanda dersleri Türkçe işliyoruz. En iyi öğrenme şekli bu bence.
Ben TOBB ETÜ'de bilgisayar mühendisliği eğitiminin biraz daha donanıma yönelik olduğunu duydum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Diğer okullardan farkımız ne?
Yanlış bir duyum diye düşünüyorum ben (gülüyor). Ders programlarımıza bakarsanız dengeli bir seçim olduğunu görürsünüz. Hem yazılım hem donanım derslerinin aynı ağırlıkta. Artı, diğer üniversitelerde olmayan bir Web Veritabanı dersimiz var. Biz bunu seçmeli değil, zorunlu bir ders olarak koyduk. Endüstriye çıkan mezun öğrencilerimizin temelde yaptıkları iş Web uygulamaları geliştirmek oluyor ya da tasarımını yapıyorlar. Bizde bu dersin olması sizin için büyük bir avantaj. Seçmeli olarak eklediğimiz son sınıf dersleri, gerek görüntü işleme olsun gerek yapay us olsun, bunlar da bakarsanız aslında yazılım ağırlıklı dersler.
Bizim okulumuz diğer üniversitelere göre daha çok Java programlama diline ağırlık veriyor. Peki neden C/C++ ya da başka bir dil değil de Java'yı seçtiniz?
Ders programlarını oluştururken o zamanın şartlarına göre bilgisayar dünyası nereye doğru gidiyor diye düşündük. Bilgisayar Mühendisliği eğitiminde şu anda önde gelen ülke Amerika Birleşik Devletleri. Yani oraya bakarsanız, oradaki bütün bilgisayar bilimleri programlarının Java ile eğitim yaptığını göreceksiniz. Biz de bunları inceleyerek Java'yı seçtik.
Gelecekte Java'nın durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gelecek hakkında hiç bir zaman yorum yapamayız. Ne olacağını kimse bilemez. Benim ilk öğrendiğim programlama dili Fortran'dı. O zamanlar mühendislik uygulamalarında en çok kullanılan dil Fortrandı. Şu anda onu kullanmak hiç mantıklı değil, çünkü programlama teknikleri değişti. Bu bir değişim. İster istemez yeni diller çıkacak ve teknoloji ile beraber kendiliğinden gelişecektir. Bugün Java popüler olur, 10 yıl sonra başka bir dil çıkar onu tahtından edebilir.
Biz çok yeni bir üniversiteyiz, programlarımızı ve sistemimizi tam olarak nereden aldık?
Dediğim gibi, bilgisayar bilimlerinde trendler ve yeni uygulamalar Amerika'da belirleniyor, çünkü orada bu konuda çalışan kurumlar var. Birisi ACM (Association for Computing Machinery) ve diğeri IEEE (Elektrik Elektronik Mühendisleri Enstitüsü) olmak üzere, bu ikisi zaman zaman bir araya gelip “Bilgisayar bilimleri eğitimi nasıl olmalıdır?” konusunda rapor yayınlıyorlar. Biz de 2004 yılında bölümümüzü kurarken en son yayınlanan raporu baz aldık. Tabii ki Türkiye'nin de kendi ihtiyaçları var. Onları da göz önüne aldık ve programımızı oluşturduk. Daha sonradan değiştirmeler veya eklemeler de yapıyoruz. Mümkün olduğunca güncel teknolojiyi takip ederek programımızı güncelliyoruz.
Ben şimdi merak ediyorum, Amerika'da yayınlanan o eğitim programına uygun, o dersleri verebilecek seviyede öğretmen Türkiye'de mevcut mu?
Belirtmem gerekir, şu anda bizim 9 öğretim görevlilerimizin birisi hariç hepsi Amerika ve Canada doktoralı. Dolayısı ile biz o bakımdan şanslıyız. Diğer üniversiteleri incelerseniz, bizim bu konuda şanslı olduğumuzu göreceksiniz.
O yüzden buradayız (gülüyor). Üniversite seçerken biz de bir sürü üniversite gezdik ve baktık. TOBB'un farkını hocalarla konuştuğumda daha iyi anladım. Zaten hiçbir okul bu kalitede okul binasına sahip değildi. Peki siz neden başka bir üniversitede değil de, TOBB ETÜ'desiniz?
Yurtdışından dönme kararı aldığım zaman tercihim Ankara'ya yerleşmekti. Üniversiteleri seçerken aynı sizin gibi biz de inceliyoruz. Burası yeni açılmakta olan bir okuldu. Burda daha iyi imkanlar olacağını düşündüm. Kadro çok yeniydi. Tabii TOBB isminin de çok önemli bir çekiciliği var (gülüyor). Arkamızda çok güçlü bir kuruluş olan TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) var. Bu yüzden tercihim TOBB ETÜ oldu.
Hocam, bir de gerçekten bizim ihtiyacımız olmayan dersler var TOBB ETÜ'de. Mesela Autocad gibi ağır ve 3 kredilik bir dersi 1. sınıfta alıyoruz. Halbuki mezun olduğumuzda hiç kullanmayacağımız bir program. Siz bu konuda ne diyeceksiniz?
Ben hiç bir dersin gereksiz olmadığını düşünüyorum. O derste şekilleri görme ve anlama kabiliyeti kazanıyorsunuz. Biz ders programlarını oluştururken bütün mühendislerin çizim konusunda bir şeyler bilmesi lazım diye bir karar aldık. Bu çerçevede bütün mühendisliklere zorunlu bir ders olarak Autocad koyduk. İleride bu size faydalı olacaktır. Size bir perspektif kazandırıyor ve bakış açınızı değiştiriyor. Yani size genel bir mühendislik yaklaşımı kazandırıyor.
Mezunlarımız şu anda neler yapıyorlar, nerelerde çalışıyorlar?
Mezunlarımızdan bir kısmı yurtdışında bir kısmı Türkiye'de akademik kariyerlerine devam ediyorlar. Endüstride çalışanlar da var. Özellikle Ortak Eğitim stajlarını yaptıkları yerlerden iş teklifi alıyorlar ve mezun olduklarında oralarda çalışmaya başlıyorlar. Teknokentlerdeki yazılım geliştirme firmalarında, diğer yerlerde ve askeri firmalarda çalışan öğrencilerimiz var.
Peki bize dönelim. Bizim Ortak Eğitim programımız dönem içinde hiç ummadığımız ve hazırlıksız olduğumuz bir anda belli oluyor. Yani ertesi dönem Ortak Eğitim Stajına gidip gitmeyeceğimiz belli değil. Ve okulumuz bir yurda sahip değil. Üniversitemizde vizyon eksikliği olduğunu görüyoruz. Bu tür sorunlar nasıl halledilecek?
Koşullarımız gittikçe daha da iyileşiyor. Bu tür sorunlar Ortak Eğitim programımız ilk defa uygulandığı için oluyor. Fakat önümüzdeki 10 yıl için bir program oluşturduk ve artık kimin ne zaman Ortak Eğitime gideceği belli oldu. Yeni gelenler için sıkıntı olmayacaktır. Bunun dışında yurt inşaatımız başladı ve 1 Ocak 2010'da öğrenci almaya başlaması bekleniyor. Yapımına bu kadar geç başlanması da bazı aksaklıklar yüzünden oldu. Yeni kurulan üniversitelerin hepsinde bu tür sorunlar olur, fakat sanırım biz bunları en hızlı aşan üniversitelerden biri olacağız.
Teşekkür ederim hocam bilgi için. Sizden son olarak bize tavsiyelerinizi almak istiyorum?
Değişim süreklidir. Teknolojiyi ve yeni bilgisayar mühendisliği yaklaşımlarını takip edin. Daha proaktif olun. Alanınızda bilgi birikiminizi artırmaya çalışın. Farklılaşmaya çalışın. Her yıl mezun olan yüzlerce bilgisayar mühendisi var, ister istemez iş daralması olacak. Daha iyi bir yerde olmak için farklı olmanız gerekiyor. Sadece üniversitede değil, kendi kendinizi de geliştirmeniz gerekiyor. Bölüm hocalarınızla da beraber aktif görevlerde bulunun. Etrafınızda bu kadar bilgili insan varken, onlardan elinizden geldiğince alabileceğiniz bütün bilgi ve deneyimi almaya çalışın (gülüyor).
Güzel bir sohbetti sayın Erdoğan hocam. Sizi ve bölümümüzü tanımaktan büyük mutluluk duyduk. Tekrar teşekkürler.
Assist. Prof. Erdoğan Doğdu'nın Özgeçmişi
1987'de Ankara'daki Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde lisans yaptı. Daha sonra Ohio'daki Case Western Reserve University Bilgisayar Bilimleri (Computer Science) bölümünden 1991'de yüksek lisans, yine aynı üniversiteden 1998'de doktora dereceleri aldı.
2004 yılına kadar yurtdışında çalışmalarına devam eden Erdoğan Doğdu, daha sonra Türkiye'ye gelerek TOBB ETÜ (TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi)'de asistan profesör olarak çalışmaya devam etti. 2008 yılından bu yana TOBB ETÜ'de Bilgisayar Mühendisliği Bölüm başkanlığı yapmaktadır. İnternet sitesine şurdan ulaşabilirsiniz.